Havacılıkta büyüme, her şirket için cazip bir hedef. Ancak büyümenin dozu ve zamanlaması, en az büyümenin kendisi kadar kritik. Bundan iki yıl önce kaleme aldığım yazıda, SunExpress’in dönemin CEO’su Max Kownatzki yönetiminde izlediği agresif filo genişleme stratejisinin ileride ciddi finansal riskler doğurabileceğini vurgulamıştım.
O günlerde şirketin 2035’e kadar filosunu 166 uçağa çıkarma hedefi, büyük bir başarı hikayesi olarak sunuluyordu. Ben ise farklı bir noktaya işaret etmiştim: SunExpress, Türk Hava Yolları veya Lufthansa gibi küresel bağlantı ağına sahip bir network taşıyıcısı değil; gelirlerinin büyük kısmını turizm sezonuna bağlı olarak elde eden bir tatil havayolu. Bugün açıklanan rakamlar, o dönemdeki soru işaretlerinin hiç de yersiz olmadığını gösteriyor.
Zarar THY’yi De Etkiliyor
Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, 2026’nın ilk altı ayında 236 milyon dolar zarar açıkladı. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 128 milyon dolardı. Yani zarar yüzde 84 artmış durumda.
Elbette bu tabloyu yalnızca filo büyümesine bağlamak doğru olmaz. Artan yakıt maliyetleri, küresel enflasyon, jeopolitik krizler, hava sahası kısıtlamaları ve turizmin mevsimsel yapısı tüm havayollarını etkiliyor. Ancak aynı dönemde THY’nin kârlılığını koruyabilmiş olması, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: SunExpress’in agresif büyüme politikası bu zararı beklenenden daha fazla mı tetikledi?
Kownatzki döneminde yalnızca uçak siparişleri artmadı; yeni destinasyonlar açıldı, operasyon ağı genişletildi, filo hedefleri sürekli yukarı çekildi. Bunlar kağıt üzerinde büyüme göstergesi olabilir. Ancak havacılıkta kapasite artışı her zaman gelir artışı anlamına gelmez.
Yeni uçak demek; daha fazla finansman yükü, yüksek amortisman gideri, artan bakım maliyeti, ek personel ihtiyacı ve düşük sezonda doldurulması gereken daha fazla koltuk demek. Turizm odaklı bir havayolu için bu riskler çok daha belirgin hale geliyor.
SunExpress’in en büyük yanılgısı, THY ile aynı büyüme refleksiyle hareket etmesiydi. THY’nin İstanbul gibi küresel bir aktarma merkezi, güçlü transit trafiği, kargo gelirleri ve premium yolcu segmenti var. SunExpress ise ağırlıklı olarak Avrupa–Türkiye tatil trafiğine bağımlı. Dolayısıyla aynı büyüme stratejisi, aynı sonucu vermedi.
Üstelik SunExpress’in bilançosu, ortaklarından biri olan THY’nin konsolide sonuçlarını da etkiliyor. Bu nedenle zarar yalnızca SunExpress’in kendi hanesine yazılmıyor; dolaylı olarak THY açısından da olumsuz bir tablo ortaya çıkıyor.
Bugün Max Kownatzki Eurowings’in CEO koltuğunda. SunExpress’in yönetimi ise Marcus Schnabel’e emanet. Şirket için yeni bir sayfa açılmış durumda. Ancak yeni yönetimin en büyük sınavı, büyümeyi sürdürmekten çok büyümenin verimliliğini yeniden sağlamak olacak.
Belki de artık öncelik yeni uçak almak değil; mevcut filoyu en yüksek verimle kullanabilmek olmalı. Daha dengeli, daha kontrollü ve daha sürdürülebilir bir büyüme, hem SunExpress hem de ortakları açısından uzun vadede çok daha sağlam bir gelecek sağlayabilir.
Schnabel’in Yükü Ağır
Max Kownatzki bugün Eurowings’in başında. SunExpress yönetimi artık Marcus Schnabel’e emanet. Öncelik artık yeni uçak almak değil, mevcut filoyu en yüksek verimle kullanmak olmalı.
Daha dengeli, kontrollü ve sürdürülebilir büyüme, hem SunExpress hem de ortakları açısından uzun vadede çok daha sağlam bir gelecek sağlayabilir.
Havacılık sektörü kırılgan; kimseyi başarısız ilan etmek kolay değil. Ancak stratejik kararların faturası yıllar sonra ortaya çıkıyor. 2025’te dile getirdiğim “agresif büyüme ileride risk oluşturabilir” görüşü, bugün açıklanan rakamlarla birlikte yeniden tartışılmayı hak ediyor.
SunExpress’in bundan sonraki ihtiyacı, daha hızlı büyümek değil; daha dengeli büyümek. Bu yaklaşım, hem şirketin hem de ortaklarının geleceğini güvence altına alabilir.
Kısaca özetleyecek olursak;
Havacılık sektörü kırılgan bir sektör. Bu nedenle kimseyi başarısız ilan etmek kolay değil. Ancak stratejik kararların faturası, yıllar sonra finansal sonuçlarla ortaya çıkıyor. İki yıl önce dile getirdiğim “agresif büyüme ileride risk oluşturabilir” görüşü, bugün açıklanan rakamlarla birlikte yeniden tartışılmayı hak ediyor.
SunExpress’in bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan şey, daha hızlı büyümek değil; daha dengeli bir büyüme anlayışı. Çünkü sürdürülebilirlik, havacılıkta yalnızca çevresel değil, finansal bir zorunluluk.







