Türk Hava Yolları’nın önceki Yönetim Kurulu Başkanlarından ve iş dünyasının tanınmış isimlerinden İlker Aycı, havacılık sektöründe rekabet avantajının artık yalnızca maliyet, ölçek ve operasyonel verimlilikle ölçülemeyeceğini belirterek, gelecekte rekabetin belirleyici unsurlarının dayanıklılık ve değişime hızlı uyum sağlama kabiliyeti olacağını vurguladı.
Aycı, bir süre önce profesyonel yönetici koçu Handan Arıbaş’ın hazırlayıp sunduğu Leadership Without The Mask podcastinde liderliğin sessiz gücü, otantiklik ve dayanıklılık üzerine yaptığı değerlendirmelerin ardından, bu kez CERSG 2026 araştırmasının bulgularını merkeze alarak havacılıkta dayanıklılık konusundaki görüşlerini sosyal medya üzerinden paylaştı.
Bu değerlendirme, havacılık sektörünün geleceğinde dayanıklılığın yeni rekabet kriteri olarak öne çıkacağını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
Riskler artık daha karmaşık
Aycı, araştırmadan hareketle yaptığı değerlendirmede, jeopolitik riskler, siber tehditler ve tedarik zinciri sorunlarının havacılık sektörünün en önemli riskleri arasına girdiğini belirtti. Savaşlar, yaptırımlar, siyasi gerilimler, uçak ve motor tedarikindeki aksaklıklar ile yedek parça ve bakım kapasitesindeki sıkıntıların artık şirketlerin operasyonlarından bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti.
Rekabetin tanımı değişiyor
Aycı’nın altını çizdiği en önemli nokta, rekabet avantajının tanımındaki dönüşüm oldu. Maliyet ve verimlilik hala kritik olsa da, krizleri absorbe edebilmek, farklı senaryolara hızla uyum sağlamak ve operasyonları kesintisiz sürdürebilmek yeni dönemin belirleyici rekabet unsurları arasında yer alıyor.
Bu yaklaşım, iş dünyasında sıkça kullanılan “VUCA çağı” kavramıyla da örtüşüyor. Oynaklık, belirsizlik, karmaşıklık ve muğlaklığın arttığı bu dönemde, şirketlerin geleceği tamamen öngörmek yerine belirsizlik altında doğru karar alabilen ve gerektiğinde hızla yön değiştirebilen organizasyonlar kurması gerektiği vurgulanıyor.
Havacılık açısından ortaya çıkan sonuç oldukça net: Geleceğin kazananı, bir sonraki krizin nereden geleceğini bilen şirket değil, nereden gelirse gelsin ayakta kalabilen şirket olacak.
Aycı’nın mesajı, yalnızca sektörün karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekmekle kalmıyor; aynı zamanda havacılıkta rekabet avantajının “en verimli olmak”tan “en dayanıklı ve en hızlı adapte olabilen olmak”a doğru evrildiğini gösteriyor.









